Türkiye ekonomisinin karşı karşıya kaldığı temel sorunların başında gelen enflasyon, birçok uzmana göre sadece bir ekonomik gösterge değil, aynı zamanda toplumsal bir yaradır. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Burak Arzova, enflasyonun çözülmeden ülkedeki hiçbir ekonomik dengenin düzelmesinin mümkün olmadığını kesin bir dille belirtiyor. Bu durumda, enflasyonla mücadele edilmeden ne döviz kurlarında istikrar sağlanabilir ne de faizlerde arzu edilen seviyelere ulaşılabilir.
Son Borsa Haber için değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Arzova, Türkiye’nin ekonomik iyileşme potansiyelini enflasyonla mücadeledeki başarısına bağlarken, mevcut orta vadeli programın (OVP) bu sorunu çözmekte yetersiz kalacağını vurguluyor. Uzmana göre, enflasyon sadece cüzdanları değil, toplumsal yapıyı da derinden etkileyen, yoksulluğu artıran ve gelir adaletsizliğini derinleştiren bir faktör.
Enflasyon Neden Her Şeyin Merkezi?
Prof. Dr. Burak Arzova’ya göre enflasyon, bir ekonominin dokusunu bozan en tehlikeli unsurdur. Enflasyonun getirdiği sorunlar şunlardır:
- Yoksulluk ve Gelir Adaletsizliği: Enflasyon, özellikle sabit gelirlilerin ve dar gelirlilerin alım gücünü eriterek yoksulluğu artırır, toplumdaki gelir farkını uçuruma dönüştürür.
- Belirsizlik ve Güvensizlik: Geleceğe dair ekonomik belirsizlik yaratır, yatırım ve tüketim kararlarını olumsuz etkiler.
- Faiz ve Döviz Kuru Baskısı: Enflasyon yüksek kaldıkça, faizlerin düşmesi ve döviz kurunun stabil kalması imkansız hale gelir. Bankalar, mevduat sahiplerinin paralarının değerini korumak için yüksek mevduat faizleri vermek zorunda kalır.
Mevcut Ekonomi Politikalarına Eleştirel Bakış
Politika Faizi ile Mevduat Faizi Arasındaki Fark
Prof. Dr. Arzova, Merkez Bankası’nın politika faizinin %40 olmasına rağmen, piyasadaki mevduat faizlerinin %50 civarında seyretmesinin dikkat çekici bir çelişki olduğunu belirtiyor. Bu durum, piyasanın enflasyon beklentisinin politika faizinin çok üzerinde olduğunun açık bir göstergesi. “Faizler yüksek değil, enflasyon yüksek olduğu için faizler yükseliyor. Bu bir sonuçtur, neden değil,” diyerek faizlerin bir sonuç olduğunu vurguluyor.
Orta Vadeli Programın Yetersizliği
Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program’ın (OVP) enflasyonla mücadelede yetersiz kalacağını düşünen Arzova, programın cari açığı azaltmaya odaklanmasını eleştiriyor. Uzmana göre, cari açık ikincil bir sorun olup, asıl hedef enflasyon olmalıdır. Enflasyonla etkin bir mücadele olmadan, diğer makroekonomik hedeflere ulaşmak mümkün değildir.
Bütçe Açığının Enflasyona Etkisi
Bütçe açığının da enflasyonu körükleyen önemli bir faktör olduğunu belirten Arzova, devletin gelir-gider dengesindeki bozulmanın, piyasaya ek para sürülmesi anlamına geldiğini ve bunun da fiyat artışlarına yol açtığını ifade ediyor.
Enflasyon Hakkındaki Yanlış Algılar
“Ücret-Fiyat Sarmalı” Miti
Arzova, sıkça dile getirilen “ücret-fiyat sarmalı” tezinin büyük ölçüde işverenler tarafından yaratılan bir mit olduğunu savunuyor. Ona göre enflasyon, talep ve maliyet enflasyonuyla başlar, ücret artışları ise bu fiyat artışlarını geriden takip eder. Yani, ücretler enflasyonu tetiklemekten ziyade, mevcut enflasyona uyum sağlamaya çalışır.
“İthal Enflasyon” Argümanı
Türkiye’deki enflasyonun sadece dış kaynaklı olduğu, yani “ithal enflasyon” olduğu yönündeki argümanı da reddeden Prof. Dr. Arzova, Türkiye’deki enflasyonun önemli bir kısmının iç dinamiklerden kaynaklandığını belirtiyor. Talep ve maliyet baskıları ile birlikte, yanlış politikaların da iç enflasyonu beslediğini vurguluyor.
Gelecek Beklentileri ve Riskler
Önümüzdeki dönemde asgari ücrete yapılması beklenen %25’lik zammın da enflasyonist baskıları artıracağı öngörülüyor. Prof. Dr. Arzova, bu ve benzeri adımların, enflasyonla mücadele ana öncelik haline getirilmedikçe, yıl sonu enflasyonunu %70-75 bandına taşıyabileceği konusunda uyarıyor.
Çözüm Yolu: Enflasyonla Kapsamlı Mücadele
Uzmana göre, enflasyonla mücadele topyekûn bir seferberlik gerektiriyor. Bu mücadele, sadece para politikası araçlarıyla sınırlı kalmamalı, maliye politikaları, yapısal reformlar ve beklenti yönetimi gibi tüm alanlarda eş güdümlü olarak yürütülmelidir. Enflasyonun çözümü, diğer tüm ekonomik ve toplumsal sorunların çözümünün anahtarıdır.
Enflasyon Çözülmezse Hiçbir Şey Düzelir mi?
Hayır, Prof. Dr. Burak Arzova’ya göre enflasyon çözülmeden ne döviz kurunda istikrar sağlanabilir, ne faizler düşürülebilir ne de toplumsal refah artırılabilir. Enflasyon, Türkiye ekonomisinin tüm sorunlarının ana kaynağı olup, çözümü diğer tüm iyileşmelerin ön koşuludur.