Türkiye ekonomisi, bir yandan güçlü büyüme rakamları açıklarken, diğer yandan işsizlik verilerindeki çelişkilerle “garip bir denklem” sunmaya devam ediyor. Bu denklemin sırrı, resmi istihdam verilerinin ötesine geçerek, geniş tanımlı işsizliği ve iş gücü piyasasındaki yapısal sorunları incelediğimizde ortaya çıkıyor.
Kasım 2022 verileriyle TÜİK’in açıkladığı %10,1’lik resmi işsizlik oranı ve hükümetin tek haneli işsizlik hedefi, özellikle %5’in üzerindeki ekonomik büyümeye rağmen, iş arama umudunu yitirenleri ve yetersiz istihdam edilenleri kapsayan geniş tanımlı işsizliğin %22,1’e ulaşmasıyla sorgulanıyor. Bu durum, Türkiye’nin iş gücü piyasasında sadece sayısal bir sorun değil, aynı zamanda niteliksel ve yapısal bir darboğaz yaşadığının açık bir göstergesi.
İşsizlikteki Garip Denklem: Gerçek Ne?
Verilerdeki Uçurum: Resmi ve Geniş Tanımlı İşsizlik
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Kasım 2022 verilerine göre, Türkiye’de işsizlik oranı %10,1 seviyesinde gerçekleşti. Hükümet kanadından sıkça dile getirilen “tek haneli işsizlik” hedefi bu rakamlarla yakın görünse de, işgücü piyasasının tam fotoğrafını yansıtmıyor.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) tarafından yapılan hesaplamalar ise, tabloyu çok daha farklı bir şekilde çiziyor. DİSK-AR’a göre, geniş tanımlı işsizlik oranı %22,1’e ulaşmış durumda. Bu, resmi rakamın iki katından fazla bir orana tekabül ediyor. Geniş tanımlı işsizlik, sadece aktif olarak iş arayanları değil, aynı zamanda iş bulma ümidini yitirdiği için aramayı bırakan (iş gücüne dahil olmayan ancak çalışmaya hazır) ve zamana bağlı eksik istihdam edilen kişileri de içeriyor. Bu iki veri arasındaki büyük fark, iş gücü piyasasındaki gerçek durumu anlamamız için kritik önem taşıyor.
Kimler Risk Altında? Geniş Tanımlı İşsizliğin Demografik Dağılımı
- Genç İşsizlik: Resmi rakamlara göre genç işsizlik oranı %19,2 iken, geniş tanımlı genç işsizlik oranının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Üniversite mezunu gençlerin iş bulmakta yaşadığı zorluklar bu durumu pekiştiriyor.
- Kadın İşsizliği: Kadınlarda işsizlik oranı %12,8 olarak açıklansa da, kadınların iş gücüne katılım oranının düşük olması ve ev işleri gibi sebeplerle iş aramaktan vazgeçmeleri, geniş tanımlı kadın işsizliğini derinleştiriyor.
- Tarım Dışı İşsizlik: Tarım dışı sektörlerde işsizlik oranı %12,1 olarak belirtiliyor. Sanayi ve hizmet sektörlerindeki büyüme potansiyeline rağmen, nitelikli iş gücü talebi ve arzındaki uyumsuzluklar bu alandaki işsizliği besliyor.
Denklemin Temel Nedenleri Neler?
Türkiye ekonomisi 2021 ve 2022 yıllarında %5’in üzerinde büyüme kaydetmiş olmasına rağmen, işsizliğin neden yüksek seyrettiği sorusu akıllara geliyor. Bu durumun başlıca nedenleri şunlardır:
- İş Gücüne Katılım Oranının Düşüklüğü: Toplam işgücüne katılım oranının %53,4 gibi düşük bir seviyede seyretmesi, iş bulma umudu olmayan milyonlarca kişinin istatistiklere yansımamasına neden oluyor.
- Nitelikli İş Gücü Uygunsuzluğu: Eğitim sisteminden iş gücü piyasasına geçişte yaşanan sorunlar, beceri uyumsuzlukları ve sektörlerin talep ettiği niteliklerle mevcut işgücünün yetenekleri arasındaki boşluk.
- Enflasyon ve Reel Ücretler: Yüksek enflasyonist ortamda reel ücretlerin erimesi, birçok kişiyi ek iş aramaya veya daha düşük nitelikli işleri kabul etmeye iterek eksik istihdam sorununu derinleştiriyor.
- Verimsiz Büyüme: Büyüme rakamlarının istihdam dostu olup olmadığı, yani yaratılan işlerin kalitesi ve sürdürülebilirliği de önemli bir faktör. Özellikle kayıt dışı istihdam ve düşük katma değerli işlerdeki artış, istihdam rakamlarını yükseltse de yaşam kalitesini artırmıyor.
Ekonomiye ve Bireylere Etkisi
Bu “garip denklem”in ekonomik ve sosyal etkileri oldukça derin. Yüksek geniş tanımlı işsizlik, toplumsal refahı azaltırken, gelir eşitsizliğini artırıyor ve tüketim harcamalarını kısıtlıyor. Gençlerin işsiz kalması veya umudunu yitirmesi ise geleceğe yönelik beklentileri olumsuz etkiliyor ve beyin göçü riskini artırıyor.
Hükümetin tek haneli işsizlik hedefine ulaşması, sadece resmi rakamlara odaklanmakla değil, iş gücü piyasasındaki yapısal sorunları çözmek, iş gücüne katılımı artırmak ve nitelikli istihdam yaratmakla mümkün olacaktır.
İşsizlikteki Garip Denklem: Gerçek Ne?
Gerçek şu ki, Türkiye’deki işsizlik denklemi, açıklanan resmi rakamların ötesinde, iş bulma umudunu yitirenler ve yetersiz istihdam edilenler gibi grupları da kapsayan geniş tanımlı işsizlik ile çok daha karmaşık ve endişe verici bir tablo çizmektedir. Yüksek ekonomik büyüme rakamlarına rağmen, işgücü piyasasının yapısal sorunları ve istihdam dostu olmayan büyüme modelleri, bu denklemin ana bileşenlerini oluşturmaktadır.