Türkiye’de bayramlar, geçmişte geniş aile sofralarının, bol hediyelerin ve özgürce yapılan seyahatlerin sembolüydü. Ancak son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, bu köklü gelenekleri derinden sarsarak, bayramların ekonomik yükünü giderek artırdı. Uzmanlar, alım gücündeki erimenin bayram ziyaretlerinden alışverişlere kadar her alanda hissedildiğini belirtiyor.
Ekonomik veriler, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) %69,8 iken, bağımsız ekonomistlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) bu oranı %124,35 olarak hesaplıyor. Asgari ücretin 17.002 TL olduğu bir ortamda, ortalama kira bedelleri İstanbul’da 18.000 TL, İzmir’de 15.000 TL ve Ankara’da 12.000 TL seviyelerine ulaşmış durumda. Bu rakamlar, hane halklarının aylık gelirlerinin önemli bir kısmının temel barınma ihtiyacına ayrılmasına neden oluyor.
Bayram Sofralarının Artan Maliyeti
Ramazan Bayramı, özellikle tatlı ve et ağırlıklı yiyeceklerin yer aldığı zengin sofralarla kutlanır. Ancak gıda fiyatlarındaki astronomik artışlar, bu geleneği sürdürmeyi zorlaştırıyor. Örneğin, bir kilogram baklavanın fiyatı 1.200 TL’ye, bayram şekerinin kilogramı 200 TL’ye, kırmızı etin kilogramı ise 600 TL’ye kadar çıkmış durumda. Vatandaşlar, temel mutfak alışverişini dahi bütçelerine uygun şekilde yapmakta güçlük çekiyor, bu da geleneksel bayram sofralarının daha mütevazı hale gelmesine yol açıyor.
Ulaşım Engeli: Kısıtlanan Bayram Ziyaretleri
Bayramlar, aile büyüklerini ve akrabaları ziyaret etme geleneğinin en yoğun yaşandığı dönemlerdir. Ancak ulaşım maliyetleri, bu ziyaretleri lüks olmaktan çıkarıp neredeyse imkansız hale getiriyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın yanı sıra, şehirlerarası otobüs biletleri de rekor seviyelere ulaştı. Örneğin, İstanbul’dan İzmir’e tek yön bir otobüs bileti 1.000 TL civarında seyrederken, daha uzun mesafeler için bu rakamlar çok daha yükseliyor. Bu durum, birçok ailenin bayram tatilini memleketlerinde geçirme veya akrabalarını ziyaret etme planlarını iptal etmesine neden oluyor.
Uzmanlardan Alım Gücü Uyarısı
Prof. Dr. Aziz Konukman, asgari ücretin ortalama kira bedellerinin altında kalmasının, çalışanların büyük bir kısmının açlık sınırında yaşamasına neden olduğunu vurguluyor. Konukman, mevcut ekonomik koşullarda bayramın “bereketinin kalmadığını” belirtiyor. Prof. Dr. Burak Arzova ise, ekonomik sıkıntıların hane halkı borçlarını artırdığına dikkat çekerek, 2023 sonu itibarıyla hane halkı borçlarının 2 trilyon 631 milyar 525 milyon TL’ye ulaştığını ifade ediyor. Kredi kartı borçları da 1 trilyon 168 milyar TL gibi rekor bir seviyede bulunuyor. Bu tablo, tüketicilerin harcamalarını kısmaya zorlandığını ve bayram döneminde dahi tasarruf odaklı davrandığını gösteriyor.
Arzova, hükümetin asgari ücreti artırmasının olumlu bir adım olsa da, enflasyon karşısında bu artışın eridiğini ve alım gücünün düştüğünü belirtiyor. Gelirlerin enflasyona yetişememesi, tüketicileri temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda bırakırken, bayram gibi özel günlerde bile alışveriş coşkusunun yerini ekonomik kaygılara bıraktığını gösteriyor.
Bayramların Değişen Yüzü
Ekonomik koşullar, sadece alışveriş alışkanlıklarını değil, bayram kutlama biçimlerini de dönüştürüyor. Geçmişte bayram öncesi yeni kıyafetler almak, zengin sofralar kurmak ve seyahat etmek yaygınken, günümüzde birçok aile bu harcamaları kısıyor. Bayramlar, ne yazık ki, büyük bir ekonomik baskı altında, daha sade ve içe dönük kutlamalara dönüşüyor. Bu durum, toplumun farklı kesimlerinde bayramların eski neşesinin ve birleştirici gücünün azaldığına dair genel bir hissiyat yaratıyor.