Türk Telekom, 2023 mali yılında açıkladığı 16,4 milyar TL net kâr ile şirket tarihinde yeni bir sayfa açtı. Bu tarihi başarı, özellikle son 20 yıldır finansal tablolarında görülen zararları geride bırakarak, şirketin stratejik dönüşümünün ve finansal sağlığının önemli bir göstergesi olarak kayıtlara geçti. Telekomünikasyon devinin bu rekor kazancı, döviz cinsinden borç yükünün başarıyla yeniden yapılandırılmasıyla elde edilen finansal istikrarın bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Piyasa analistleri, Türk Telekom’un uzun süredir devam eden zararlar zincirini kırmasını ve böylesine yüksek bir kâr açıklamasını, 2018 yılında gerçekleştirilen borç yapılandırma anlaşmasının en somut meyvesi olarak yorumluyor. Bu anlaşma, şirketi döviz kuru dalgalanmalarının yıkıcı etkilerinden koruyarak, operasyonel performansını net kâra dönüştürme fırsatı sundu.
Döviz Borç Yüküyle Mücadele: Nasıl Bir Süreçten Geçildi?
Türk Telekom, özellikle 2018 yılına kadar döviz kurlarındaki artışlardan kaynaklanan yüksek kur farkı giderleriyle mücadele etmek zorundaydı. Şirket, o dönemde 4,75 milyar dolarlık yabancı para cinsinden borç yükü altında bulunuyordu. Kur riskinin yarattığı baskı, güçlü operasyonel performansına rağmen finansal tablolara yansıyordu. Örneğin, 2018 yılının ilk çeyreğinde 6,1 milyar TL, yıl genelinde ise tam 12,8 milyar TL gibi dikkat çekici zararlar açıklanmıştı.
Bu durum, Türk Telekom’un yatırımcılar nezdindeki algısını olumsuz etkilerken, şirketin finansal sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyordu. Her ne kadar şirketin abone sayısı ve hizmet kalitesi artış gösterse de, döviz kurundaki en ufak bir hareketlilik, kâr hanesinde büyük kayıplara yol açıyordu. Bu kısır döngü, köklü bir çözüm gerektiriyordu.
Dönüm Noktası: Borç Yapılandırması ve Finansal Yeniden Doğuş
Finansal sıkıntıları aşmak ve şirketi geleceğe hazırlamak adına atılan en kritik adım, 2018 yılında gerçekleşen borç yapılandırma anlaşması oldu. Türkiye’nin önde gelen altı bankası; Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, Yapı Kredi, Denizbank ve QNB Finansbank’ın oluşturduğu bir konsorsiyum ile 1,76 milyar dolarlık dev bir finansman paketi yeniden yapılandırıldı. Bu anlaşma, sekiz yıl vadeli olarak düzenlenerek Türk Telekom’un döviz riskine maruz kalma oranını önemli ölçüde düşürdü ve finansal yapısına nefes aldırdı.
Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, bu anlaşmayı şirketin tarihinde bir “dönüm noktası” olarak nitelendirmişti. Yapılandırma sayesinde Türk Telekom, artık kur dalgalanmalarının dolaylı etkilerinden büyük ölçüde arınmış, operasyonel verimliliğini doğrudan net kâra yansıtabilen bir yapıya kavuştu. Bu stratejik hamle, şirketin sadece finansal yükünü hafifletmekle kalmadı, aynı zamanda geleceğe yönelik yatırım ve büyüme potansiyelini de artırdı.
Geleceğe Odak: Fiber Altyapı Yatırımları Hız Kesmiyor
Elde ettiği bu tarihi kârın ardından Türk Telekom, geleceğe yönelik yatırım planlarına da hız kesmeden devam ediyor. Özellikle Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde kritik rol oynayan fiber altyapı, şirketin stratejik öncelikleri arasında yer alıyor. 2023 yılı sonu itibarıyla toplam fiber uzunluğunu 427 bin kilometreye çıkaran Türk Telekom, ülke genelindeki fiberleşme hedeflerine ulaşmak için yoğun çaba harcıyor.
Şirket, önümüzdeki dönemde fiber kapsama alanını 36,5 milyon haneye ulaştırma hedefini koruyor. Bu devasa yatırım planları, hem Türkiye’nin geniş bant internet erişimini yaygınlaştırma vizyonuna katkıda bulunacak hem de Türk Telekom’un sektördeki lider konumunu pekiştirecek. Ümit Önal, yapılan açıklamalarında, “Bu tarihi kâr, doğru stratejilerle ve güçlü bir ekiple nelerin başarılabileceğinin göstergesidir. Türkiye’nin dijital geleceğine olan inancımızla yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz,” ifadelerini kullanarak şirketin gelecek vizyonunu net bir şekilde ortaya koydu.
Türk Telekom’un 2023 yılı finansal sonuçları, finansal yeniden yapılanmanın ve güçlü operasyonel yönetimin bir şirketi nasıl dönüştürebileceğinin en somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Bu başarı, şirketin sadece kendi hissedarlarına değil, aynı zamanda Türkiye’nin telekomünikasyon sektörüne ve dijital altyapısına olan katkısını da güçlendiriyor.