Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Nisan 2024 işgücü istatistikleri, işsizlik oranının bir önceki aya göre 0,4 puanlık düşüşle %8,5 seviyesine gerilediğini gösterse de, rakamlar piyasalarda bir dizi soru işaretini beraberinde getirdi. Görünenin aksine, bu düşüşün temel nedeni istihdamdaki artış değil, tam tersine işgücü ve istihdamdaki önemli daralmadan kaynaklanıyor. Bu durum, ekonomideki gerçek tabloya dair endişeleri artırırken, işsizlikteki “garip denklemin” ardındaki dinamikleri anlamak önem taşıyor.
İşsizlik oranının azalmasına rağmen istihdamın düşmesi, işgücüne katılım oranındaki gerileme ve umutsuz işçilerin sayısındaki artışla açıklanıyor. Bir başka deyişle, iş bulmaktan ümidini kesen ya da çeşitli nedenlerle işgücü piyasasından çekilen bireylerin sayısı arttığında, işsizler havuzundan çıkarak “işgücüne dahil olmayanlar” kategorisine geçiyorlar. Bu durum, matematiksel olarak işsizlik oranını düşürse de, ekonominin genel sağlığına dair olumlu bir sinyal vermekten çok uzak.
Ne Oldu?
TÜİK verilerine göre, Nisan 2024 döneminde:
- İşsizlik oranı %8,5‘e geriledi (Mart 2024’te %8,9 idi).
- İşsiz sayısı bir önceki aya göre 18 bin kişi azalarak 2 milyon 817 bin kişiye düştü.
- Ancak, istihdam edilen kişi sayısı da bir önceki aya göre 115 bin kişi azalarak 32 milyon 618 bin kişiye geriledi.
- İşgücü ise bir önceki aya göre 133 bin kişi azalarak 35 milyon 435 bin kişi oldu.
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, son bir yıllık dönemde Türkiye’de işgücü 1,6 milyon kişi azalırken, istihdam edilen kişi sayısı da 1,2 milyon kişi azaldı. Aynı dönemde işsiz sayısı ise 400 bin kişi azalarak 2,9 milyondan 2,5 milyona geriledi. Bu veriler, işgücü piyasasındaki daralmanın sadece aylık değil, yıllık bazda da devam ettiğini gösteriyor.
Neden Böyle Bir Durum Ortaya Çıkıyor?
İşsizlik oranı, işsiz sayısının işgücüne bölünmesiyle hesaplanır. Eğer işgücü (yani iş arayan ve işi olan toplam kişi sayısı) istihdamdan daha hızlı düşerse, işsiz sayısı da azalır ve oran düşebilir. Bu paradoks, genellikle şu faktörlerle açıklanır:
- Umutsuz İşsizler: İş bulmaktan ümidini kesen ve artık aktif olarak iş aramayan kişiler işgücünden çıkarak “işgücüne dahil olmayanlar” grubuna geçerler. Bu durum, işsiz sayısını ve dolayısıyla işsizlik oranını düşürür.
- Eğitime Geri Dönüş: Özellikle genç nüfusun iş piyasasındaki zorluklar nedeniyle eğitime geri dönmesi, işgücünün azalmasına katkıda bulunur.
- Ev İçi Sorumluluklar: Kadınların işgücüne katılımının düşük olması ve ev içi sorumluluklar nedeniyle işgücünden çekilmesi de önemli bir faktördür.
- Gizli İşsizlik: Eksik istihdam (part-time çalışan ancak full-time çalışmak isteyenler) veya düşük verimli işlerde çalışmaya devam edenler de gizli işsizlik olarak değerlendirilebilir.
Kimler Etkileniyor?
Bu durumun başlıca etkilediği gruplar ve göstergeler ise şunlardır:
- İşgücüne Katılım Oranı: Türkiye’nin işgücüne katılım oranı %48,2’ye gerilerken, bu oran Avrupa ortalamasının oldukça altında seyrediyor. Yani nüfusun büyük bir kısmı işgücü piyasasının dışında kalıyor.
- Kadınların İşgücüne Katılımı: Kadınlarda işgücüne katılım oranı sadece %31,9 seviyesinde. Bu, Türkiye ekonomisinin önemli bir potansiyeli değerlendiremediğini gösteriyor.
- Genç İşsizliği: 15-24 yaş arası genç nüfusta işsizlik oranı %14,5 gibi yüksek seviyelerde devam ediyor. İş bulamayan gençlerin büyük bir kısmı ya işgücünden çekiliyor ya da kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kalıyor.
Ne Anlama Geliyor?
İşsizlik oranındaki bu düşüş, ekonomideki gerçek durumu yansıtmıyor ve bir iyileşme işareti olarak kabul edilemez. Aksine, işgücü piyasasındaki daralma, ekonominin küçüldüğüne veya durgunlaştığına işaret ediyor. İstihdamın azalması, üretimde yavaşlama, tüketim harcamalarında düşüş ve genel ekonomik aktivitede zayıflama anlamına gelir. Bu “kozmetik” düşüş, yapısal sorunların devam ettiğini ve yeni istihdam yaratma kapasitesinin zayıfladığını ortaya koymaktadır.
Uzmanlar, bu tablonun ekonomik daralma ve reel sektördeki sıkıntıların bir yansıması olduğunu belirtiyor. Enflasyonun yüksek seyretmesi ve artan yaşam maliyetleri, bireylerin iş arama motivasyonunu olumsuz etkileyerek işgücünden çekilmelerine neden olabiliyor. Bu durum, Türkiye ekonomisi için sürdürülebilir bir büyüme modelinin oluşturulması ve istihdam dostu politikaların geliştirilmesi gerekliliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
İşsizlik Oranı Düşerken İstihdam Neden Azalıyor?
İşsizlik oranı, işgücüne dahil olmayan kişi sayısındaki artış nedeniyle istihdam azalmasına rağmen düşebilmektedir. Yani işgücü piyasasından çekilen “umutsuz işsizler” ve çeşitli nedenlerle iş aramayı bırakan bireyler, istatistiksel olarak işsiz sayısından düşmekte, bu da oranın azalmasına yol açmaktadır. Bu durum, ekonomide istihdam yaratma kapasitesinin zayıfladığını ve gerçek işsizliğin açıklanan rakamların ötesinde olabileceğini göstermektedir.