Türkiye’de milyonlarca emekli, derinleşen ekonomik sıkıntılar ve yetersiz kalan maaşlarla mücadele ederken, bu durum yaklaşan yerel seçimler öncesinde ülke siyasetinin ve ekonomisinin en sıcak başlıklarından biri haline geldi. Özellikle en düşük emekli maaşı alan kesimin yaşam mücadelesi, siyasi partiler üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor.
Şu anda en düşük emekli maaşı 10.000 TL seviyesindeyken, asgari ücret 17.002 TL‘ye ulaşmış durumda. Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun’a göre, bu makasın açılmasıyla birlikte milyonlarca emekli, asgari ücretin altında bir gelirle hayatını sürdürmek zorunda kalıyor. Bu durum, emeklileri “geçim-seçim sandığı” etrafında birleşmeye itiyor, yani ekonomik tepkilerini sandığa yansıtmaya hazırlanıyorlar.
Emekli Maaşı ve Asgari Ücret Makası Nasıl Açıldı?
Emekli maaşları ile asgari ücret arasındaki fark, son dönemde dikkat çekici bir şekilde genişledi. Geçmişte 7.500 TL olan en düşük emekli maaşı, kısa süre önce 10.000 TL’ye yükseltilmişti. Ancak aynı dönemde asgari ücretin 17.002 TL’ye çıkması, emeklilerin alım gücünü daha da düşürdü. Özgür Erdursun’un tespitlerine göre:
- En düşük emekli maaşı alan kişi sayısı, 7 milyondan 8.7 milyona yükseldi.
- Türkiye’deki toplam 16 milyon emeklinin yaklaşık yarısı, asgari ücretin altında bir gelirle yaşam mücadelesi veriyor.
- Bu durum, emeklilerin siyasi arenada daha örgütlü bir talepkar kitle haline gelmesine zemin hazırlıyor.
Hükümetin Zorlu Denklemi: Bütçe ve Sandık
Emeklilerin maaş zammı beklentisi, hükümeti hem ekonomik hem de siyasi açıdan zorlu bir denklemin içine sokuyor. Ekonomist Seyfettin Gürsel, geçmişteki emekli maaşı artışlarının (örneğin 7.500 TL ve 10.000 TL’ye çıkarılması) genellikle seçimler öncesi siyasi motivasyonlarla yapıldığını ancak bunların sürdürülebilir olmadığını belirtiyor.
Yüksek Enflasyon, Yüksek Maliyet
- Gürsel’e göre, eğer emekli maaşları enflasyon oranında (yaklaşık %35) artırılırsa, bu hazineye yıllık 500 milyar TL‘lik ek bir yük getirecek.
- Kamu çalışanlarının ve memur emeklilerinin de maaş artışı beklentisi göz önüne alındığında, bu yükün daha da artacağı öngörülüyor.
- Mevcut ekonomik koşullar altında %50 gibi daha yüksek bir zammın gerçekleşmesi ise Gürsel tarafından “imkansıza yakın” olarak değerlendiriliyor.
Hükümet, bir yandan kamu maliyesinin disiplinini koruma, diğer yandan da seçmen memnuniyetini sağlama baskısı altında. Bu ikilem, yerel seçimler öncesinde kritik bir karar verme sürecini beraberinde getiriyor.
Seçim Sandığında Emekli Oyları Belirleyici mi?
Gazeteci ve Ekonomist Barış Soydan, emeklilerin artık sadece bir seçmen grubu olmaktan çıkarak, güçlü bir “baskı grubu” haline geldiğini gözlemliyor. Soydan’a göre, geleneksel olarak iktidara yakın duran emekliler arasında bile ekonomik sıkıntılar nedeniyle ciddi bir hoşnutsuzluk yaşanıyor.
Özgür Erdursun’un “emekli sandığı” vurgusu da bu durumu destekliyor. Emeklilerin, geçim derdini sandığa yansıtma kararlılığı, özellikle yerel seçimlerdeki oy dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. Bu kesimin taleplerinin karşılanmaması veya yeterli bulunmaması, siyasi sonuçlar üzerinde belirleyici bir etki yaratabilir.
Sonuç olarak, Türkiye’deki emeklilerin maaş yetersizliği ve geçim sıkıntısı, sadece sosyal bir sorun olmaktan çıkıp, ülkenin ekonomik politikalarını ve siyasi geleceğini doğrudan etkileyen bir ana gündem maddesi haline gelmiştir. Hükümetin bu konudaki adımları, hem bütçe dengeleri hem de yaklaşan seçim sonuçları açısından büyük önem taşımaktadır.