Türkiye’de medya sektöründe yaşanan büyük konsolidasyonların finansmanında kullanılan ve kamuoyunda tartışma konusu olan Demirören Grubu’na ait Ziraat Bankası kredilerinin akıbeti, yıllardır süren bir sır perdesinin arkasında kalmaya devam ediyor. Özellikle 2011 ve 2018 yıllarında gerçekleşen iki büyük medya devralımı için kullanılan toplamda 1.5 milyar dolarlık kredilerin geri ödenip ödenmediği, kamu bankası tarafından “ticari sır” gerekçesiyle açıklanmıyor. Bu durum, muhalefetin ve kamuoyunun şeffaflık taleplerini karşılıksız bırakıyor.
Devlete ait bir bankanın verdiği yüksek meblağlı kredilerin detaylarının saklanması, hem mali şeffaflık hem de medya özgürlüğü açısından önemli soruları beraberinde getiriyor. Muhalefet partileri, kamu kaynaklarının kullanımı ve medya üzerindeki potansiyel etkisi nedeniyle bu kredilerin detaylarının açıklanması gerektiğini savunuyor.
Demirören’in İlk Medya Adımı: Milliyet ve Vatan
Demirören Grubu’nun medya sektörüne ilk büyük adımı, 2011 yılında Doğan Grubu’ndan Milliyet ve Vatan gazetelerini 750 milyon dolar karşılığında satın almasıyla atıldı. Bu satın alımın finansmanında Ziraat Bankası’ndan alınan 750 milyon dolarlık kredi kullanıldı. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, bu kredinin geri ödeme durumu hakkında kamuoyuna herhangi bir bilgi verilmedi.
Muhalefetin Soruları Yanıtsız Kaldı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelttiği soru önergesinde, Ziraat Bankası’nın Demirören Grubu’na Milliyet ve Vatan alımı için verdiği 750 milyon dolarlık kredinin geri ödenip ödenmediği ve bu kredinin koşullarını sordu.
- Kim Sordu? CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır.
- Kime Sordu? Dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a.
- Ne Zaman Sordu? İlgili satın alımın ardından geçen dokuz yıllık sürenin sonunda (yaklaşık 2020-2021).
- Ne Konusunda Sordu? Ziraat Bankası’nın Demirören Grubu’na 2011’de verdiği 750 milyon dolarlık kredinin geri ödeme durumu ve koşulları.
Bakan Albayrak, Başarır’ın soru önergesine verdiği yanıtta, Ziraat Bankası’nın özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olduğunu ve müşteri sırrı niteliğindeki bilgilerin paylaşılmasının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca mümkün olmadığını belirtti. Bu yanıt, kredinin durumu hakkında yeni bir belirsizlik yaratırken, kamu bankasının şeffaflık sorumluluğu konusunda tartışmaları alevlendirdi.
İkinci Büyük Hamle: Doğan Medya Grubu’nun Satın Alınması
Demirören Grubu, 22 Mart 2018 tarihinde medya sektöründeki ikinci ve çok daha büyük hamlesini yaparak Doğan Medya Grubu’nu (Hürriyet, Posta, Fanatik gazeteleri ile Kanal D, CNN Türk televizyon kanalları gibi önemli kuruluşlar) 890 milyon dolar bedelle satın aldı. Bu devasa satın alım için de yine Ziraat Bankası’ndan 750 milyon dolarlık bir kredi temin edildiği kamuoyuna yansıdı.
Böylece Demirören Grubu’nun Ziraat Bankası’ndan aldığı toplam kredi miktarı en az 1.5 milyar dolara ulaştı. Her iki kredinin de geri ödeme performansına ilişkin herhangi bir resmi açıklama bulunmaması, kamuoyunda “kamu kaynakları medya tekelleşmesi için mi kullanılıyor?” sorusunu güçlü bir şekilde gündeme getiriyor.
Şeffaflık ve Kamu Yararı Vurgusu
Ziraat Bankası’nın bir kamu bankası olması, kararlarının ve büyük kredilerinin sadece “ticari sır” kapsamında değerlendirilemeyeceği görüşünü güçlendiriyor. Milyarlarca dolarlık kredilerin akıbetinin belirsizliği, hem bankanın finansal sağlığı hem de kamu fonlarının kullanımı açısından önemli bir denetim boşluğu oluşturuyor.
Muhalefet, kamu bankalarının vatandaşa ait olduğunu ve halkın parasının nereye harcandığını bilme hakkına sahip olduğunu vurguluyor. Özellikle medya gibi stratejik bir sektördeki satın alımların devlet destekli kredilerle finanse edilmesi ve bu kredilerin geri ödeme durumunun gizlenmesi, medya bağımsızlığı ve tekelleşme endişelerini artırıyor.
Demirören Grubu’nun Ziraat Bankası’ndan aldığı kredilerle ilgili belirsizlik, Türk ekonomi ve siyaset gündeminin önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek gibi görünüyor. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde, kamu bankalarının büyük ölçekli finansman operasyonlarına dair daha net açıklamaların yapılması beklentisi sürmekte.